Holochain’in Önündeki Büyük Engel: Merkezî Aktörler

Holochain, beni ta en başından beri heyecanlandıran bir oluşum. Nisan 2018’in sonunda attığım şu tweetten de görüleceği üzere, -yatırım tavsiyesi olmasa da- kişisel olarak çok şey bekliyorum.

Bu beklentiyi oluşturan esas unsur ise o bahsettiğim heyecan. Merkezî sunuculara ihtiyaç duymadan, binlerce ve belki günün birinde milyonlarca insanın katkısıyla oluşacak dağıtık bir internetin mümkün kılınabilmesi yönündeki umut ışığı, bütün bu heyecana kaynaklık ediyor.

Ancak her şey toz pembe değil. Hiçbir devrimin gerçekleşmesi kolay olmadığı gibi internet denilen devasa ekosistemin iplerini, aktörlük yapan fillerin elinden alıp fillerin tepişmesi sırasında altta kalıp ezilen sıradan insanlara verebilmek de kolay olmayacaktır.

Dolayısıyla, Holochain bu büyük hayali gerçekleştirmede en olası aday olarak görünüyor olsa da aşması gereken engeller büyük. Bu engellerden sadece birinden bahsedeceğim: Merkezî aktörlerin bu oluşumun yoluna taş koyması.

Düşünün; Amazon’un, Google’ın, Facebook’un, Instagram’ın başındasınız. Milyarlarca insanın kişisel verileri elinizin altından istediğiniz yere akıyor. 3-5 kişi çıkıp çok zekîce Holochain diye bir yapı kuruyor ve bütün bu suyun dümenini, kimsenin -Holochain’in kurucularının bile- erişemeyeceği bir yere yönlendiriyor. Sizin değirmenlerin çarkı da bu su olmadan dönmüyor elbette.

Engel olmaya çalışmaz mıydınız?

Kesinlikle çalışırdınız.

Peki nasıl? Holochain’in sistemini engellemek mümkün mü?

Sen ve ben değişmediğimiz sürece mümkün ancak bizlerin değişmesi belki de en zor kısım.

Anlatayım.

Dağıtık bir internetin işlemesini sağlayacak araçlar, Holoportlar ve bilgisayarlarımıza kuracağımız Holoport benzeri sistemler. Bunları kurup çalıştırınca, Holochain sayesinde o devasa interneti Amazon’un merkezî sunucularında değil de kendi bilgisayarlarımızda, evimizde prize taktığımız Holoportlarda barındıracağız.

Bunu yaparken, hayatî öneme sahip olan unsur, internet bağlantımız. İnternet bağlantısı, evlerimize kablolarla geliyor. Bütün dünyanın birbirleriyle bağlı olmasını sağlayan bu kablolar, sizin evinizden okyanusun altına kadar her yere uzanıyor.

Bu kablolar kimin kontrolünde? Tabii ki merkezî yapıların.

Yazılım, mühendislik gibi alanların içinde değilim ancak o alanda yer alan bazı yetkin kişilere danıştım. Merkezsiz bir internetin hayaline onlar da heyecanlanıyorlar fakat merkezî yapıların Holochain’in bu hayalini engellemek için çok da zorlanmayacağı kanaatindeler.

“Bunu nasıl yapabilirler” diye sorduğumda aldığım cevap net: Holochain’de sunucu görevi yapan kişilerin internet bağlantılarını, o bağlantıyı “güvensiz” olarak etiketleyerek kesmek ve “Holoportları prizden çıkarana kadar” internet vermemek.

Kablo kimdeyse düdüğü o çalıyor. Siz istediğiniz kadar sisteminizi kurun, kablonuzu kesip sizin hayat damarlarınızı kurutmaya muktedirler. Hele o dev merkezî sistemlerin başındaki kişilerin, devletlerin üzerinde bile hakimiyet kurabilme kudretine sahip olduğu düşünüldüğünde, bunu yapmalarının işten bile olmadığı ayan beyan görülüyor.

Engellemek için bir kılıf gerektiğinde ise “Holochain, sistemde çocuk pornosu barındırılmaması konusunda hiçbir önlem alamıyor, bu sistem zararlı” gibi argümanlara sığınmaları mümkün. Yayınlarsınız Wall Street Journal’da, Washington Post’ta birer yazı, olur biter.

Ancak enseyi karartmayın, dağıtık internet hayalini gerçekleştirmek zor olsa da imkânsız değil. Bu zor yol, daha önce dediğim gibi bizlerin değişmesinde gizli.

Eğer biz sıradan insanlar, kişisel verilerimizi korumak adına bilinçlenir, bilinçli olmayanları bilinçlendirirsek, önümüzde kimse duramaz.

Milyonlarca insanın Holo sistemine gerek sunuculuk yaparak gerek uygulama yazarak gerek o uygulamaları aktif bir şekilde kullanarak destek vermesi sonucunda, merkezî yapılar harekete geçmeye kolayca cesaret edemeyeceklerdir. Çünkü milyonlarca insanın katkıda bulunduğu bir sistemi bitirmek, oldukça zordur.

Yuval Noah Harari’nin üstteki konuşmasını izlemediyseniz izlemenizi öneririm.

Harari’nin konuşmasında bahsettiği büyük sorunları çözebilecek bir sistemi Holochain meydana getirebilir. Ancak burada eksik olan, insan-merkezli (agent-centric) bir yapı olan Holochain’in insan desteği olacaktır.

Bugün değil Türkiye’de; İsveç, Norveç gibi ülkelerde bile veri mahremiyeti konusunda toplumsal bir bilincin henüz oluşmadığını gösteren araştırmalar mevcut. Bu bilinçsizlik de Holochain’in serüvenini akamete uğratmaya neden olabilir. Holochain’in aşması gereken en büyük engel de budur, biz bilinçsiz insanlar.

Bütün bunlardan sonra, gelecekle ilgili kişisel öngörüme gelecek olursam, kısa vadede merkezî yapıların, uzun vadede ise dağıtık internetin peşindeki biz sıradan insanların bu mücadeleyi kazanacağıdır. Çünkü biz sıradan insanlar merkezî yapıların verilerimizi sömürmesine, bugün olmasa da yarın uyanacağız.

Uyanmak için, sigorta şirketlerinin “sen farkında olmasan da verilerini işledik, yaptığımız analizler sonucunda vardığımız sonuç, 5 yıl içinde kalp krizi geçirme riskinin %80 olduğudur, dolayısıyla sana sağlık sigortası yapmıyoruz, ne hâlin varsa gör” demelerini bekliyoruz sadece. Bu da kısa vadede gerçekleşmeyecek ancak gerçekleştikten sonra insanlar, dağıtık interneti elde etmek için gerekli sistemi kuracaklardır. Ha, ismi o yıllarda belki Holochain olmaz başka bir şey olur ama olur.

Biraz da herkesin en merak ettiği konu olan ve “boşver veriyi meriyi kardeşim, bana paradan konuş, ne zaman 1 dolar olur” şeklinde feveran ettiği maddi kısım hakkında kişisel fikirlerimi serdedeyim.

Uzun vadede dağıtık internet yanlılarının, kısa vadede merkezî yapıların kazanacağını söyledim ama daha kısa vadede, şu anki fiyatı $0,000435 olan Holo’nun  $0,01 (1 cent) seviyesine rahatlıkla gelebileceğini, $0,1 (10 cent) seviyesini de büyük ihtimalle görebileceğini düşünüyorum -tekrar ediyorum, yatırım tavsiyesi değildir, kişisel fikrimdir, para da sorumluluk da sizindir-.

Çünkü ortaya koydukları parlak ve parlak olduğu kadar gerçekçi bu fikrin yavaş yavaş (global bir kabul görmese bile) işlemeye başlaması bence mutlaka fiyatlanacaktır.

1 doları görmesi için ise bizlerin veri mahremiyeti konusunda bilinçlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde imkânsız.

RaiTurk – 16 Aralık 2018

Bu yazıdan bir süre geçti ve fikirlerimde bazı değişiklikler oldu. O fikirleri şu yazımda ifade ettim: Holochain Engellenebilir mi?

Holo hakkında daha fazla güncel bilgiye ulaşmak için: https://twitter.com/crypto_raiturk

Telif Hakkı Uyarısı: Bu sitedeki hiçbir yazının tamamı ya da bir kısmı, izin alınmadan kopyalanamaz, başka bir sitede yayınlanamaz.

Bitcoin Ölüyor Mu? Eğer Ölüyorsa Tahtına Kim Oturabilir?

Bitcoin şu sıralarda yeni bir düşüş dalgasının altında can çekişiyor. Bugüne kadar gördüğü en yüksek seviyeden (all-time high) %77’lik bir düşüş yaşadı.

Fakat bu ilk kez olmuyor.

Bitcoin, piyasaya çıktığı 10 yıldan bu yana 4 kez en az %70’lik bir düzeltme yaşadı ve Wall Street’teki “uzmanlar” her seferinde Bitcoin’in ölüm ilanını yazdılar. Fakat Bitcoin her seferinde küllerinden yeniden doğdu ve yeni rekorlara yelken açtı.

Eğer Bitcoin’i ölü olduğunun ilan edildiği o 4 noktadan almış olsaydınız ortalama kârınız %6300 olacaktı. Yani 1 koyup 63 alacaktınız.

Ancak, gelecek boğa sezonunda yani neredeyse her kriptoparanın sağlam kârlar yazdığı dönemde bu böyle olmayabilir.

Hayır, Bitcoin ölmeyecek. Bitcoin özellikle değer saklama aracı (store of value) olarak yine önemli bir rol oynayacak. Bu yüzden şu ana kadarki en yüksek değerinden daha yukarılara gitmesi gerekli.

Ancak birkaç gelişmiş kriptopara var ki, o kriptoparalar pazar payının çok daha büyük bir kısmını ele geçirebilir ve böylelikle yatırımcılarına muazzam kârlar bırakabilir.

Juan (Juan Villevarde) ve ben (Martin Weiss) bunu yapabilecek 3 örnek üzerine konuştuk.

(Bu kısımda XRP ve EOS’tan konuştular, o kısımları çevirmedim. Direkt Holochain kısmına geçiyorum. RaiTurk)

Martin: Kriptopara piyasasına bakıp da bu iki örneği yani XRP ve EOS’u görmeyen yoktur. Ama üçüncü örneğimiz henüz yeni ve çoğu kimse tarafından duyulmamış.

Juan: Evet, konuşacağımız üçüncü örnek, çok özel bir yapı, Holochain.
Holochain, içerisinde “chain” geçse de, blockzinciri değil. Borsada kullanılan kısa isimleri “HOT”. Bu teknoloji, “dApps” yapmak için geliştirilmiş yani dağıtık uygulamalar yapmak için.

Martin: Facebook, Amazon, Netflix, Google ve diğer birçok uygulamanın yerine geçmeyi hedefliyor.

Juan: Evet ama göz ardı edilmemesi gereken bir şey var. Sadece Facebook bile saniyede yarım milyon beğeni tıklamasını işliyor. Düşünebiliyor musun, yarım milyon!

Martin: Bunların her biri birer aktarım yapıldığı anlamına geliyor değil mi?

Juan: Kesinlikle! Bunların hepsi, dağıtık bir ağa aktarım olarak işlenecek. Fakat şimdiye kadar konuştuğumuz hiçbir platform bunu gerçekleştirebilecek seviyede değil. Hiçbirinin aktarım hızı bunu yapmaya yetmiyor.

Martin: Neden yetmiyor?

Juan: Çünkü bir blokzincirindeki bütün aktarımlar aynı deftere yazılıyor. Bunların hepsi de aynı bant genişliğini paylaşıyor. Sıkıntı burada işte.

Facebook gibi dev uygulamaları blokzinciri üzerinde çalıştırmak bu yüzden çok zor. Ama Holochain farklı çalışıyor, eşten eşe (peer to peer). Basitçe anlatacak olursak, Holochain üzerinde seninle ben bir etkileşime girersek, bu sadece seninle benim aramda gerçekleşir. Kendi aramızdaki işlemi sadece biz onaylarız ve işlem tamamlanmış olur.

Martin: Yani bu yine kriptopara teknolojisi; amaç aynı ama tamamen farklı bir yöntemle bu amacı yerine getiriyor.

Juan: Evet, tamamen farklı. Bizim Holochain’i bu kadar heyecan verici bulmamızın sebebi, bütün internetin çalışma prensibini ta en başından yeniden kurma gibi bir iddiasının olması.

Holochain’in farklı yaptığı o kadar çok şey var ki, önümüzdeki üç gün boyunca konuşsak yetmez; kodun işlerliğiyle başa çıkma şekilleri, topluluktaki insanları kullanma şekilleri, merkeziyetsiz uygulamalarının özellikleri…

Martin: Yazdığın raporu okudum; orada altı çizilmesi gereken bir nokta, en az internetin kendisi kadar hızlı olabilmesi. Yani en yüksek hızda çalışabilir, bu da şu anlama geliyor; Facebook’un yaptığı her şeyi Holochain üzerinde yapabilirler, Google’ın, Netflix’in yaptığı her şey Holochain ağında yapılabilir.

Juan: Bütün interneti bile çalıştırabilir, hiç problem değil Holochain için.

Martin: Senin belirttiğin ikinci nokta ise ölçeklenebilirlik (scalability). Yüzlerce milyon insan Holochain ağında aynı anda yer alabilir ve buna rağmen ağın veriminde bir düşüş olmaz, herkes kaliteli bir hizmet alabilir. Ölçeklenebilirlik neredeyse sınırsız!

Juan: Evet sınırsız. Çünkü ne kadar çok insan katılırsa o kadar hızlanıyor, yavaşlamıyor.

Martin: Bunu nasıl yaptıklarını bana başka bir zaman iyice açıklamalısın.

Juan: Tabii ki açıklarım. İşte bu yüzden Holochain çok heyecan verici ve iddialı.

Martin: Ama bir de yatırımcı gözüyle bakalım. Hâlâ oyunun başlarındayız, erken.

Juan: Çok başlarındayız, evet.

Martin: Borsadan alabiliyorsunuz şu an ama çoğu kimse bilmiyor.

Juan: Bilmiyorlar ama insanların Holochain’i kullanmadığı bir geleceği hayal etmek bizim için çok zor. Yapmayı planladıkları işte çok çok iyiler. Belki de sınıflarının en iyisi.

Martin: Zaman ayırdığın için gerçekten teşekkür ederim Juan.

Kaynak: https://weisscryptocurrencyratings.com/news/bitcoin-dying-will-replace-1676

Twitter hesabım: https://twitter.com/crypto_raiturk/

Artık Blokzincirini Aşın: Holochain Geliyor!

Holochain’i yaratanlar dünyayı değiştirme peşinde. Yeni kurdukları P2P (peer to peer) platformu üzerinde inşa edilecek uygulamalar sayesinde sadece blokzincirini değil, Facebook gibi merkezî uygulamaları (apps) da tahtlarından edeceklerini söylüyorlar. Peki bu coşku gerçekçi mi?

Kurucuları, bilgisayar ağları alanında Holochain’in Tim Berners-Lee’nin 1990’da oluşturduğu WWW (World Wide Web) internet iletişim protokolünden sonra en önemli teknoloji olabileceğini söylüyor. Holochain, internet kullanıcılarına mahremiyet ve gizliliklerini kazandırabilecek yeni ve iddialı bir internet protokolü.

Arthur Brock, “bu, hayal edebileceğimizin ötesinde ezber bozan bir proje” diyor. Yazılım mühendisi bir Amerikalı olan Brock, Eric Harris-Braun ile birlikte Holochain’in kurucularından.

Holochain Nedir?

Tıpkı Berners-Lee’nin WWW’si gibi, Holochain de bilgisayarların iletişimini yani bilgisayarların birbirleriyle konuşabilmesini sağlayan şifrelenmiş bir internet protokolü. Ancak WWW genelde şirketlerin merkezî sunucuları üzerinde çalışıyor. WWW sisteminde akıllı telefonunuz ya da bilgisayarınız  Facebook, Baidu veya Google’ın sunucularını çağırır ve o sunuculardan veri alıp gönderir. Bütün işlemler ve veri depolama o sunucular üzerinde gerçekleşir.

Bunun aksine Holochain, evlerimizdeki bilgisayarların ve akıllı telefonların oluşturduğu dağıtık ağda P2P prensibine dayalı olarak çalışır.

Her Türlü Uygulamalar

Her türden uygulama Holochain’in üzerinde çalıştırılabilir. Google gibi arama uygulamaları, e-posta uygulamaları, Facebook Messenger gibi mesajlaşma uygulamaları, Twitter gibi kısa metin paylaşma uygulamaları, AirBnB gibi boş oda paylaşma uygulamaları Holo ağının üzerinde işleyebilir.

Bütün uygulamalar kullanıcıların bilgisayarlarının oluşturduğu dağıtık ağda Holochain protokolünü kulanarak işleyeceği için şirketlerin devasa merkezî sunucularıyla etkileşime girmeye ihtiyaç duymaz. Böylelikle bu sunucuların sahibi olan şirketler, bugün onların sunucularından geçmek zorunda kalan kişisel verilerinizi elde edemez. Çünkü verileriniz artık onların sunucularından geçmek zorunda değildir.

Olay tamamen bundan ibaret. Holochain’in kurucuları da bize gizlilik hakkımızı geri vermek isteyen idealistler zaten. Teknoloji alanındaki insanlar da Holochain’in meydana getirebileceği büyük değişimi yavaş yavaş anlamaya başladılar.

Holochain İnternet Mahremiyetimizi Yeniden Hayata Döndürebilir Mi?

15 yıldan fazla süredir çevrimiçi dünya, mahremiyetimizin günden güne ölmeye yüz tuttuğu bir yere dönüşüyor. İnternet şu anda, devasa miktardaki kişisel veriyi depolayıp işleyen, böylelikle her şeyi görüp her şeyi bilebilen mega şirketlerin bir panoptikonu olmuş durumda.

Facebook, Google, Twitter ve Baidu gibi şirketler, hedefe daha uygun reklamlar yerleştirerek reklam gelirlerini artırma peşindeler. Bunu yapmak için de internetteki aramalarımızı, fotoğraflarımızı, GPS verilerimizi, aboneliklerimizi, video izleme tercihlerimizi, e-postalarımızı, telefon konuşmalarımızı yani her türlü veriyi alıp işliyorlar.

Bu şirketlere verdiğiniz verilerin içinde saklı olansa, sizin, bu verilerin işlenmesiyle ortaya çıkan inanılmaz derecede detaylı kişisel profiliniz: Ekonomik durumunuz, siyasi görüşünüz, ilişkileriniz, hobileriniz, eğilimleriniz, ilgileriniz, sevdikleriniz, sevmedikleriniz, kişisel özelliklerimiz, eğitim seviyeniz, yaşınız, cinsiyet tercihleriniz, bulunduğunuz yerler … her şey!

Eric Harris-Braun “biz Facebook’ta ürünüz” diyor ve ekliyor “Facebook’un yaptığı esas şey, kişisel profillerimizi reklam verenlere satmak”.

Brock ve Harris-Braun’un yapmaya çalıştığı şey de, kişisel verilerinizi merkezî sunucuların sahibi olan şirketlerden uzak tutarak kişisel verilerinizin kontrolünü tekrar size vermek. Brock “Holochain data-merkezli (data-centric) değil, insan-merkezlidir (agent-centric); aracı siz olduğunuz için verinin nerede olacağını, kimlerin görebileceğini siz belirlersiniz” diyor.

2018: Holochain’in Duyurulduğu Yıl

Holochain üzerinde çalışılmaya başlanalı 10 yıldan fazla oluyor. Bu, Satoshi Nakamoto’nun 2008’de blokzinciri sistemini anlatan makalesinden ve onun uygulaması olan Bitcoin’den bile öncesine tekabül ediyor.

Bitcoin son 10 yılda muazzam bir heyecan yaratmış olsa da şimdilerde onun fanatikleri tarafından bile ciddi sınırlılık ve kusurları olduğu anlaşılıyor. Ölçeklenebilirlik problemi var; her düğüm (node) kayıtların hepsini depolamak zorunda. Kayıtları oluşturmak da zamanla zorlaşıyor.

Holochain’in kurucuları tüm bu kusurlardan uzak bir sistem oluşturmanın peşinde ve görünen o ki başarılı oldular. Arthur Brock’a göre Holochain’deki aktarımlar hem işlemci faaliyeti hem de enerji harcaması bakımından Bitcoin’e göre on binlerce kat daha ucuz ve verimli.

Holochain ekibi 2018 yılının başlarında bir ICO (Initial Coin Offering) düzenledi ve birkaç milyon dolar toplamayı başardı. Zengin olmayı hedeflemediklerini söyleyen Brock ve Harris-Braun, amaçlarının bireyleri güçlendirmek olduğunu ifade ediyor. Şu sıralar odaklandıkları konu, dünyanın dört bir yanında “hackhaton” etkinlikleri düzenleyerek, geliştiricilerin P2P ağında uygulamalar geliştirmesine ön ayak olmak. Eğer bir uygulama (app) geliştirilip büyük ve yaygın bir uygulamayı (app) tarihe gömecek şekilde yaygınlaşarak kök salabilirse, Holochain durdurulamaz olacaktır.

Kaynak: https://www.dw.com/en/move-over-blockchain-holochain-is-coming/a-46203245

RaiTurk’ün Notları

Baidu: Çin hükümetinin Google’ı yasaklamasından dolayı Çin’de kullanılan arama motoru.

Panoptikon: İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın 1785 yılında tasarlamış olduğu hapishane inşa modelidir. Daha fazla bilgi için: https://tr.0wikipedia.org/wiki/Panoptikon

Holo hakkında daha fazla güncel bilgiye ulaşmak için: https://twitter.com/crypto_raiturk

Telif Hakkı Uyarısı: Bu sitedeki hiçbir yazının tamamı ya da bir kısmı, izin alınmadan kopyalanamaz, başka bir sitede yayınlanamaz.